
TUTKU ETE KEMIGE BÜRÜNÜRSE*
Bundan tam 29 yil önce dogdu Türkiye Devrimi’nin, bu cografyanin proletarya ve emekçi halklarinin Öncü Müfrezesi. Onu yaratan tarihsel, toplumsal kosullar “halkçi karakterde” de olsa devrimci bir yükselis dönemine tekabül ediyor; ‘68’lere uzanan kökleriyle mücadelenin atesinde piserek yanarak çeliklesmis, Proletarya Diktatörlügü’nü önce kendi yasamlarinda kurmus kadrolarin yaratilmasinin nesnel olarak verimli topragini olusturuyordu. Sancinin dogumu, dogum sancilari Fakat öyle kolay olmuyordu. Olmamaliydi da zaten “Bolsevik Bir Müfreze” nin dogumu.Tarihin pasli dislileri zorlanarak büyük bir gürültüyle dönmeliydi. Yasalarini isletmeli, önce diyeti ödenmeli ve “dogum sancilari” çekilmeliydi. 1975 yilinda Halkin Kurtulusu ile yapilan birlik, öncesinde çok belirgin olmasa da giderek ideolojik ayrimlari derinlestirdi. Bu ayrismanin en belirleyici noktalari sunlardi: Illegal temelde örgütlenme, silahli mücadelede israr, Leninist Parti anlayisina siki sikiya baglilik, devrimi zaferle taçlandirma yetenegine sahip yeryüzünün bugüne kadar gördügü en devrimci sinif olan proletaryaya dayanma ve onun diktatörlügünü kuracak olan bilime yani Marksizme-Leninizme olan inanç. Elbette ki legalizme, kof büyümeye, devrimci radikalizmin saflariniterketmeye, özünde proletaryanin hegemonyasinin inkarina dayanan “halkçiligin” her biçimine karsi sinirlarini kalin çekecek, ayrimlarini keskin koyacakti isçi sinifi devrimcileri. Çok da uzun ömürlü olmayan bu birlikten devrimci bir temelde dersler çikararak çok daha deneyimli, ideolojik donanimini tesis etmis, ve büyük bir iddianin enerjisiyle birlikte 1977’de oportünizmle yollar mücadele zemininde bir daha asla kesismemek üzere ayrildi. Ve dogum... Ve o profesyonel devrimci çekirdek ‘79 yilinin Subat’inda Ileri Militanlar Toplantisi (IMT) ile önceki tüm kaotik sürece noktayi koydu. Türkiye isçi sinifinin öncü müfrezesi Türkiye Ihtilalci Komünistler Birligi (TIKB) dogdu. Biçim ve içerik olarak grup olma durumundan örgüt olma asamasina geçisin ve beraberinde içinde tasidigi eski aliskanlik, algilayis ve anlayislardan köklü bir kopusun; ayni zamanda devrimci bir iç hesaplasmanin miladi olmasi anlamiyla bu günden bakildiginda o yeralti toplantisinin tasidigi niteligi görmek biz 21. yy devrimcileri için zor olmasa gerek. Yani bugün içerisinden geçtigimiz süreç itibariyle en fazla ihtiyaç duyulan özellik iste o toplantinin mihenk tasini olusturuyordu: “KURUCULUK”. Bu anlamiyla IMT, sonrasinda yayinlanan program niteligindeki “PLATFORM” uyla yüzünü en bastan “proletaryanin önderligi” ve “silahli devrim” fikrinedönmesiyletarihtekayitliveasla silinemeyecek militan devrimci pratigi yaratacak ve yasatacaktir. Yine bugün itibariyle TDH’nin erozyona ugrayan iddia ve iradesinin gelisip serpilebilecegi yegane zemin olan ”devrimci iktidar bilinci ve hedefini”enbasa yazmasiyla önüne koydugu hedeflereyönelimdebilinçliveisrarlibirfethetme arzusuyla yürümesi IMT’yi IMT olmaktan çikartip KURUCU KONGRE düzlemine tasimistir. Çok degil 19 ay sonra, öncünün henüz gelisip büyümeye basladigi, siniflaolanbaglarinin yeterince yaygin ve örgün bir biçim almadigi ancak kendi iç sinirlarini komünizmin ihtilalci ögretisiyle parçalayip astigi kosullarda karsiladi 12 Eylül askeri fasist darbesini. Karsiladi çünkü, gelecegini görmekle yetinmeyip tepeden tirnaga hazirliklarini yapmisti zorlu sinav günlerine. Temel ayrimlarindan biri de buydu “ihtilalci” olmanin. O güne kadar kitlelerin büyük bir kisminin adini bile duymadigi “Leninist Müfreze” fasizmin kavga davetini kosulsuz kabul etmisti. Dövüsmeden yenilgiyi kabul etmenin teorisini yapanlarin gölgeleri bile silinmis, yasam çürüyeni yerin dibine bir daha kolay kolay dirilemeyecek sekilde gömerken; yeniyi, gelecegi temsil edeni sahnesine davet ediyor, tarih en temiz sayfalarini direnerek büyüyenlere açmak zorunda kaliyordu. Bu gerçeklik içerisinde mayalandi, yogruldu, sekillendi “GELECEK”. Yasamin namlusuna sürülen ilk kursunun adi “Osman” oluyordu. Iskencehanelerde direnisin adi “Ataman”, ölümün üzerine yürürken bile Stalingrad’da savasmanin adi “Fatih” oluyordu, granit kalelere bundan sonra “Ismail Cüneyt” (Stalin Mehmet) denilecekti. Bitirememisler, yok edememislerdi.TIKB yasamakta ve savasmaktaydi. Ne pusular yetti, ne iskenceler, ne de tanklari toplari yetti onlarin solugunu kesmeye. Gelecegin sinifsiz toplumuna ve bugünün proletaryasinin davasina adan mislikla, kosullara, imkansizliklara teslim olmayan her seferin de olumsuz kosullarin üzerine çikarak bir sonraki çemberi kirma hedefiyleritmtuttular;devrimin er ya da geç gelecek olan zaferini bir gün bile geciktirmemek için her seferinde yeniden dogdular. Bu sefer Remzi olarak, bu sefer Nilgün olarak. ”Partinin oglu” oldu kimisi ama proletaryanin bayragi bu kavgada asla yere düsmedi, düsmeyecek de! Kimi zaman caddeleri, meydanlari, fabrika önlerini, direnisleri süsledi. Kimi zaman ödenen bedeli ölümsüzlestirdi, katafalklari anitlastirdi... Onu farkli kilan cevher neydi? Bu cüreti nasil kusanmislardi? Nasil bir seydi tarihi yazmak ama kendi yaptigin tarihi. Ideallerine bu kadar bagli kalabilmenin kosulu neydi? Tüm bunlar tek basina devrimci romantizmle açiklanabilir mi? Bugünden geriye dogru bakanlar, bundan sonraki degerleri yaratacak olanlar her gün kaç kez yanitlamali bu sorulari kendi yasamlarinda? O bütünlüklü devrimci yasamlari damitip bu topraklarin ihtilalci komünist prototipini yaratan bilinçler nasil becermisti bunu? 1977’den IMT’ye kadar geçen süre içinde de yine ayni isçilerdi yapinin temelinde çalisanlar. Ne degismisti ki kendileriyle birlikte bir bütün olarak kan pahasina korudugumuz özgürlük ortamimizi ileriye dogru firlatabilecek enerji açiga çikmisti? Komünist parti isçisi olmanin anlami buralardan süzülerek kazindi belleklere. Düzen içi yasami ve onun aliskanliklarini kökü ve topragiyla birlikte söküp atan, yerine proleter devrimci yasami ikame eden, kaynagini isçi sinifi ideolojisinden alan devrimci iradelerdir. Iki yasamin bir bedende çarpismasindan zaferle çikacak olan taraf (sinif) gelecegi belirleyecek. 21.yüzyilin kadro kusagi bunu bilecek ve bu temelden çikisini alan hedefleredogruyürüyecek. Ikircikli, parçali yasamlarin zaman ayarli devrimci faaliyet düzleminden komünarca bir yasama geçis (siçrayis) elbet çatismanin dogasinda olan kendi iç gerilimlerini yaratacak. Bu dönemin sinif mücadelesi kosullarinda da kolay olmayacak. Olmamali da zaten yeni bir KOMÜNARLAR kusaginin dogumu. Tarihin tekerlegi yine dönmeli, gelisim yasalarini isletmeli, önce diyeti ödenmeli. “Dogum sancilari” sakinmasizca, gözüpek ve çilginca çekilmeli... *** Öncü Müfrezemiz 27 yilini geride birakti. Bugün daha büyük hedeflerleve daha güçlü bir sekilde isçi sinifini, emekçi kitleleri ve gençligi devrim ve sosyalizm kavgasina kazanma yolunda hiç de azimsanmayacak adimlar attik. Bundan yaklasik 2 yil önce isçi sinifi, emekçi kitleler ve gençligi daha ileri bir düzlemden örgütlemek ve bunu yaparken de örgütü de yepyeni bir düzlemde yeniden örgütlemek perspektifidogrultusunda“ 3 Kurultay 3 Yayin” hedefinikoyduk.Hedeflerimizi bir bir kopartip aliyoruz. Önce Isçi Ön Hazirlik Kurultayimiz, ardindan Demokratik Üniversite Kurultayimiz ve en son da Söz Alinterinin Kurultayimiz ile yepyeni bir düzleme geçtik. Daha zorlu görevlere hazirlaniyor simdi öncümüz. Söylediklerimizi, tasfiyeciligiyarayaragerçeklestirmeninbize kazandirdigi gücü daha büyük hedeflerekilitlenerekçogaltacagiz. Söylenmeyeni söyleyecek, yapilmayani yapacak, basarilamayani basaracagiz! Nasil ki, 27 yillik onurlu, diresken, sorumlu ve tutkulu bir tarihe isçi sinifi ve emekçi kitleler tüm çiplakligiyla taniklik ettilerse, bundan sonrasina da taniklik edecekler. Çünkü o tutku 27 yil önce ete kemige bürünmüstü. Ve ML’nin izinde tutkuyla savasanlar asla yenilmezler. TIKB’nin tarihi bunu anlatir hepimize... n *Elimize email yoluyla ulasan bu yaziyi haber degeri tasidigi için yayinliyoruz. Söylenmeyeni söyleyecek, yapilmayani yapacak, basarilamayani basaracagiz! Çünkü o tutku 27 yil önce ete kemige büründü. ML’nin izinde tutkuyla savasanlar asla yenilmezler. TIKB’nin tarihi bunu anlatir hepimize
TUTKU ETE KEMIGE BURUNURSE
Etiketler: .TIKB 29. KURULUS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
ben bir çok video izledim fakat bizim için çok önemli oln yoldaşım ERALP YAZAR'ın resmini göremedim. yok mu?ben mi dikkatli değilim. devrimci coşkumla selamlıyorum elinize yüreğinize sağlık.
Yorum Gönder