.TIKB Yurtdisi 1. Konferansi



TIKB Yurtdisi 1. Konferansi
27 Ocak 2001, Almanya’da F tipi cezaevlerine karsi yapilan miting
Yoldaslar,
Örgütümüz Yurtdisi 1. Konferansi’ni gerçeklestirdi. Konferansa katilan delege yoldaslarda, bir ilki gerçeklestiriyor olmanin gururu, yüksek bir motivasyon ve cosku hakimdi.

Konferansimiz, örgütümüzün gerçeklestirme sürecinde oldugu genel atilim hamlesi kapsaminda belirlenen stratejik adimlar dizisinin bilesenlerinden biri olarak gerçeklesti. Tüm yoldaslarimiz bu ruhun moral degerlerini Konferans atmosferine tasiyarak canli-dinamik bir zeminin yapicisi oldular. Bu zemin üzerinde yükselen 1. Konferansimizdan, YD’nda bundan sonraki yürüyüsümüzü belirleyecek olan stratejik yönelimlerimiz netlesmis, ruhsal birlik ve yoldaslasmamiz güçlenmis olarak çiktik.

* * *

Konferansimizin ilk oturumlari, yurtdisi çalismamizin gelisim seyrinin degerlendirilmesine ayrildi. Bu 15 yillik süreç, örgütümüzün ML dünya görüsü, genel çizgisi ve temel degerleri ile önüne koydugu stratejik-tarihsel hedeflerden çikisini alan gelecek perspektifi isiginda irdelenip çözümlendi.

(…)

YD çalismamiz, 2000’li yillara gelindiginde, faaliyetin bütününden sorumlu yoldaslarin bireysel sinirliliklarinin sinirlarina dayanmis; nesnel gelisme ve kosullarin da basinciyla içe kapanip kökleri geçmise dayanan bozulmalarin su yüzüne vurdugu bir döneme girilmistir. Örgütlü gibi gözüken örgütsüzlesme, çevrecilik, politikaya ilgisizlik, ufuk ve ölçü daralmasi, kafalarda legallesme bu bozulmalardan bazilaridir. Fakat hepsinden önemlisi, süreci devrimci bir tarzda yarma iradesinin ortaya konulamamasidir.

Konferansimiz; bu tablonun son süreçte olusmadiginin, tek bir nedene dayali olmadiginin ve sadece nesnel etkenlerle açiklanamayacak olup kaynagini tarihsel zaaf ve yetmezliklerimizden alan yapisal sorunlarimizla iliskili oldugunun altini çizmis ve sunlara vurgu yapmistir:

YD çalismasi uzun yillar etkin bir merkezi önderlik ve denetimden uzak yürümüstür. Bu bosluk yillar ilerledikçe belli ölçülerde ortadan kaldirilmis olsa da, agirlikli olarak sözlü iletisim gibi sagliksiz yöntemlere dayali yürütüldügünden fazla islevsel olamamistir. Bu durumda YD faaliyetimiz, çalismanin bütününden sorumlu yoldaslarin bireysel özellik ve kapasitelerine bagimli olarak sekillenmis; yani sira o yoldaslarin yönlerini bulmalarini zorlastirmakla kalmayip ciddi bir örgütsel otorite boslugu ve federalizme zemin hazirlamistir. Kisisel tarz ve aliskanliklarin konusturulmasi temelinde yükselen federatif tarz zamanla köklesip, çesitli konjonktürel etkenlerle de birlesik olarak, örgütün ve örgüt fikrinin zayiflamasina, giderek kaybolmasina yol açmistir. Konferans irademiz, merkezi önderlik, yönlendirme ve yakin denetim boslugundan kaynaklanan bu tablonun birinci dereceden sorumlusunun TIKB MK oldugu görüsündedir.

TIKB MK, YD çalismasi gibi temel bir alanin faaliyetlerine yön verme, onun örgütün stratejik amaçlari ve degerleri temelinde örgütlenip yürütülmesi için gerekli yönlendiricilik ve denetim sorumlulugunu layikiyla yerine getirememistir. Hiçbir gerekçe ve mazeret, birakilan bu boslugu “hakli” ve “anlasilir” kilamaz. YD çalismasi gibi bir alanin bu denli ihmalinin nedenleri ve kökleri, devrimci iktidar bilincinin zayifligi basta olmak üzere genel örgütsel faaliyet ve gelisim üzerinde de etkide bulunan yapisallasmis zaaflarimiz ve yetersizliklerimiz içinde aranmalidir. Bu genel ve ortak nedenlerin yaninda, YD örgütlenmemizi uzun yillar “taraftarlik” statüsünde tutmaya da neden olan tutuculuk ve abartili kaygilarin nedenleri arasinda yer alan “mültecilik ve mücadele kaçkinligi” konusundaki yüzeysel ve biçimci algilamalarla YD örgütlenmesinin misyonunu sadece “ülkedeki mücadeleye lojistik destek olmakla” sinirlayan tekyanli dar kavrayislarin etkisi de burada gözden kaçirilmamalidir.

YD örgütlenmemizde ortaya çikan tablodan TIKB MK’nin sorumlulugunun büyüklügü, YD çalismasini yürüten kadrolarin, özellikle de basindan beri faaliyetin basinda bulunan yönetici kadrolarin sorumluluklarini ortadan kaldirmaz. Organ islerligine dayali asgari bir örgütlü tarz ve islerlik yerine kisisel özellik ve tarzlarin egemen oldugu bir faaliyet ve yönetim anlayisi basta olmak üzere TIKB’nin herkes tarafindan bilinen temel degerleriyle dahi çelisen tutumlarin bu denli yayginliginin salt “merkezi yönlendirme ve denetim zayifligi” ile açiklanamayacagi ortadadir. Kaldi ki, agirlikli olarak sözlü iletisime dayali olmakla birlikte merkezi yönlendirme ve denetim boslugu 1994 sonrasi itibariyle büyük ölçüde giderilmistir; 1997’de noktalanan 3. Konferansimizla birlikte YD örgütlenmemizin konumu ve isleyisi tüzüksel bir çerçeveye de oturtulmustur ve nihayet son yillarda bu konuda hiçbir bosluk kalmamistir. YD çalismamizin buna ragmen en basta da yönetici organlar ve kadrolar düzeyinde sergiledigi performans, son yillarda boyutlanan deformasyon ve tikanmalarin salt merkezi önderlik yetersizligi vb. ile açiklanamayacagini ve bundan kaynakli olmadigini görmek için yeterlidir.

YD Konferansimiz, geçmisin degerlendirmesini aslolarak gelecek için ders çikarma perspektifiyle yapmistir. Bu konuda da onun yüzü ileriye dönüktür. Gelecek yürüyüsümüz, bu özelestirellikten güç almaktadir.

* * *

Konferansimiz, gelecege yürüyüsümüzde bir paradigma degisikliginin altini çizmistir: NITELIK.. NITELIK.. NITELIK… Bu yeni bir ‘slogan’in ortaya atilisi degil; YD faaliyetinin bütününe yön veren paradigmalar açisindan bakildiginda yeni bir dönemin açilisidir.

YD çalismasinin baslatildigi ve ‘90’li yillarin ortalarina kadar süren 1. dönem, “örgütü yurtdisinda da varetme ve sesini duyurma” paradigmasinin yol gösterdigi bir kesittir. Bu paradigmanin içerigine de uygun olarak örgütün prestijine ve devrimci degerlerine halel getirmeme, yurtdisi ortaminda da onu güçlü biçimde temsil etme kaygisi, bütün adimlara yön vermistir. ‘90’larin ortalarindan itibaren “kitlesellesme” paradigmasi ön plana geçmistir. Bu da özü itibariyle 2. Konferans’in çizdigi temel yönelime uygun olmakla birlikte, uygulanmasi sirasinda çesitli yönlerden ölçü kaçirilmis, kitlesellesmeye çalisilirken örgütün faaliyeti, dokusu ve iç yasaminda bazi deformasyonlar ortaya çikmistir. Simdi ‘nitelik’ sorununu merkeze alan dönem ise 3. dönemdir.

Nitelik paradigmasi; vasifsizligin örgütlenmesi anlayisindan uzaklasip, faaliyetlerin niteliklendirilmesini ve niteligin örgütlenmesini ilke edinmektir. Bu ayni zamanda güçlerimize “21. yüzyil devrimciligi”nin gerektirdigi yeni beceri ve nitelikler kazandirmayi esas almayi; genel örgüt faaliyetinin, organlarin ve kadrolarin degerlendirilmesi sirasinda ‘nitelik’ ölçütünün temel ölçütlerden biri olarak kabul edilmesini sart kosar. Niteliksel donanima yönelip, çok yönlülesme ve uzmanlasma esas alinacaktir.

Konferansimiz, stratejik vizyon-taktik açimlanis ve bunlarin temel mantigi ile paralellik tasiyan araçlar ve çalisma tarzinda ‘parti tarzi çalismaya geçisin altyapisi’nin olusturulmasinda güçlü bir anlayis birligine ulasmistir. Son yillarda bu anlayis temelinde atilan adimlarin, olusan birikimlerin bir üst noktaya siçratilarak derinlestirilip somutlanmasi görevinin altini çizmistir. Bu degerlendirmeler isiginda, “örgütün örgütlenmesi” anabasligi altinda su temel esaslari belirlemistir:

Yurtdisi çalismasinin misyonu
Stratejik hedefler
TIKB YD 1. Konferansi, YD örgütlenmemiz ve çalismamizin süreç içinde daralip tekyanlilasmasinin, bu arada anlayis ve ölçüler düzeyinde de ortaya çikan kaymalarin ideolojik-siyasi nedenleri arasinda YD çalismasinin misyonunun kavranisindaki darligin önemli bir rolü oldugu görüsündedir. YD çalismasinin misyonu, kafalarda ve pratikte “ülkedeki mücadeleye lojistik destekle” sinirlanmis; bu “lojistik destek” de süreç içinde salt zaman zaman para göndermekle sinirli bir hal almistir. Özellikle ’94 sonrasi yasanan sikismalarin basinciyla Türkiye cephesindeki ihtiyaçlarin da bu yönde artisi, YD çalismasinin misyonunun kavranisindaki bu darlasmayi besleyip büyüten bir etken olmustur.

Halbuki YD çalismamizin misyonu, 3. Konferansimiz tarafindan kabul edilen Tüzügümüzün ilgili maddesinde de net bir biçimde tanimlidir:

“a) Yurtdisinda bulunan Türkiyeli ve Kürdistanli göçmen isçiler ile politik sürgünleri, örgütün çizgisi ve temel politikalari dogrultusunda yüzleri ülke devrimine dönük olarak örgütlemek,

b) Bulunduklari ülkelerdeki proletaryanin sinif mücadelesine aktif bir biçimde katilmalarini saglamak,

c) Örgütü uluslararasi planda tanitmak, ML temelde enternasyonalist iliskiler kurmak ve gelistirmek,

d) Örgüte etkin bir lojistik destek saglamak, ülkedeki mücadeleyi kadrosal, mali ve teknik yönlerden vargücüyle desteklemek.”

YD çalismasinin misyonunun kavranisindaki geçmis darligin ortaya çikardigi sonuçlari da dikkate alan 1. Konferansimiz, YD faaliyetimizin bundan sonra bu bütünlük temelinde yürütülmesinde kararli ve israrli olunacaginin altini çizmistir. Bu anlayis temelinde, YD faaliyetimizin bundan sonraki üç temel stratejik hedef ve yönelimi sunlar olacaktir:

1) Türkiye ve Kürdistanli göçmen kitlenin genis kesimlerine açilmak; örgütün ideolojisini, çizgi ve politikalarini yeni güçlere ve alanlara tasiyarak onlar içinden nitelikli güçleri örgüt saflarinda örgütlemeye çalismak;

2) Örgütü uluslararasi planda tanitmak; küresellesme karsiti hareket basta olmak üzere sistem karsiti egilim ve potansiyel tasiyan dinamiklerle kurumsal düzeyde süreklilesmis etkin iliskiler kurmak ve gelistirmek;

3) Örgütün ülkedeki faaliyet ve mücadelesini sadece para göndermekle sinirli kalmayacak sekilde kadrosal, mali ve teknik yönlerden besleyip güçlendirmek.

ÖRGÜTLENMEDE ÖNCELIK VE AGIRLIK VERILECEK GÜÇLER
Stratejik bir plan, hedef ve öncelikler belirlemesinden yoksun bir çalismanin, kalici sonuçlar dogurmaktan uzak, verimsizligin yani sira nasil kendiligindenci bir sürüklenis ve deformasyona yol açtigini dikkate alan 1. Konferansimiz, YD çalismamizda sosyal ve sinifsal açidan; a) isçiler, b) yurtdisinda yetisen genç kusaklar ve c) kadinlar içinde çalismayi stratejik öncelikler olarak belirlemistir.

Yurtdisinda bulunan Türk ve Kürt kökenli isçiler içinde çalismanin tasidigi önem, komünist bir sosyal devrim örgütü için açiklama gerektirmeyecek kadar nettir. Bu öncelik, örgütün bundan sonraki faaliyetlerinde sadece kesimsel degil, dernek politikasi ve yayin faaliyeti basta olmak üzere diger bütün faaliyet kollari ve araçlarinin kullanimi sirasinda da yol gösterici olacaktir.

Bu dogrultuda alinan kararlar:

Isçi sinifi:
Bulunulan ülkelerin sinif gündemi sürekli takip edilmeli, bir bilgi havuzu olusturulmalidir.

YDK, Avrupa isçi sinifinin gündemi konusunda örgütü sürekli yönlendirmelidir (Merkezi afis, bildiri, genelge vs.).

YDK, Avrupa isçi sinifinin temel önemdeki gündem konularini ifade edip/yönlendirecek temel sloganlar üretmeli; uluslararasi isçi hareketinin, emperyalist üretimin ulastigi devasa boyutlarla toplumsallastigi günümüz dünyasinda, sloganlarin da ortaklastigini genis emekçi kitlelere tasimalidir.

Derneklerimizde sinif gündemine iliskin toplantilar periyodik olarak organize edilmelidir.

Görece ilerici dinamikler tasiyan sendikalarla kurumsal iliskiler gelistirilmelidir.

Gazetemiz bulunulan alanlardaki tüm fabrika önlerinde satilmali, en azindan isçilere tanitilmali, bunun için yöntemler gelistirilmelidir.

Gençlik:
Avrupa’da gençlik, tasidigi güçlü potansiyel ve dinamiklerle en büyük önemi verecegimiz güçlerin basinda gelecektir. Stratejik hedef ve beklentilerimiz dogrultusunda gençlige bugüne kadar ciddi bir politik yönelimimiz ve istikrarli bir faaliyet söz konusu olmamistir. Ülkelerdeki gençlik hareketleri ve örgütlenmeleriyle dönem dönem belirli iliskiler gelistirilmis olsa da, bunlar kesitsel ve kesintili olmanin ötesine geçememistir.

Gençlik homojen bir katman degildir. Bizim esas yönelecegimiz kesim, genellikle egitim gören 3. kusak ve üniversiteli gençliktir.

Türkiye’den Avrupa’ya egitim amaciyla gelmis Türk ve Kürt üniversiteli gençlik kitlesi ciddi bir potansiyel tasimaktadir. Bu gençlerin ezici çogunlugu, azimsanmayacak bir teknik formasyon ve uzmanliga sahiptir. Içlerinde, belirli politik birikime sahip olanlarin orani da küçümsenemez. Bunlar içinde hem 21. yüzyilin kadrosal güçlerini yaratmayi hedeflemeli hem de sahip olduklari niteliklerin bir sekilde kolektifin ihtiyaçlariyla bulusturulmasi gerekmektedir. (…)
Üniversiteli gençlik faaliyetinin bir diger önemli ayagini, faaliyet yürütülen ülkelerdeki yerli gençlik hareketleriyle sürekli ve sistemli politik bir iliski kurmak olusturacaktir. Neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde egitim politikalarina yönelik saldirganlik karsisinda ciddi bir ögrenci hareketi olusmus; bu hareket kendisini dernek, sendika gibi örgütlenmelerde kurumsallastirmistir. Bunlarin Avrupa çapinda merkezi bir örgütlenmeye dönüstürülmesi girisimleri hiz kazanmistir. Biz hem ögrenci hareketine politik bir yön ve ruh kazandirmak hem de uluslararasilasmanin aglarini örmekle yükümlüyüz. Buradan hareketle, Türkiye’deki ögrenci hareketi ve gençlik örgütlenmemizle Avrupa’dakiler arasinda kurumsal-politik iliskiler kurmak, faaliyetimizin temel hedeflerinden biri olacaktir.

Gençlik faaliyetimizin diger bir ayagini 3. kusak Türk ve Kürt gençligi olusturmaktadir. Bu kesimin büyük bir çogunlugu, egitim sistemindeki çarpikliklar yüzünden üniversite egitiminden mahrum birakilmistir. Çogunlukla hizmet sektöründe konumlandirilmalari hedeflenen meslek egitiminden geçirilmektedir. Hemen hepsi bir kimlik bunalimi yasamakta; ne Türk ne Kürt ne de Alman olabilmekte, derin bir uçuruma yuvarlanma tehlikesi tasimaktadirlar. Hepsinin temel sorunu kusak çatismasi, uyumsuzluk, geleceksizliktir.

Gençlik kesimine yönelik temel aracimiz derneklerdir. Ayrica onlarla kendi dogal örgütlenme ve toplanma noktalarinda bulusmayi da hedefleyen bir yönelimle hareket edilmelidir. Bu arada gazetemiz, önümüzdeki dönemde her ülkenin kendi dilinde genis gençlik kesimlerinin ilgisini çekecek özel sayfalar yayinlamayi önüne hedef olarak koymalidir.

Konferansimiz, bu genel bakis açisi dogrultusunda, gençligin hedefledigimiz kesimlerine bilgilendirici/yönlendirici yazilarla yönelinmesini; ayrica tüm örgüt iliskilerimizin bu anlayis temelinde degerlendirilip, islevlendirilmesi için hizli örgütsel adimlar atilmasini karara baglamistir.

Kadin çalismasi:
Konferansimiz geliskin bir kadin çalismasinin zorunluluguna vurgu yapmistir. Kadin çalismasi bizim için çignenmemis bir yol degildir. Temel hedef ve esaslar konusundaki hazirliksizlik ve günübirlik algilayislarla kimi denemelerimiz oldu. Ama bunlar, bilinçli ve israrli bir politik taktik temelinde yürütülmedigi için insani, sicak iliskilerin ilerisine geçememistir.

Kadin sorunu, yurtdisinda göçmenlik psikolojisiyle de birleserek daha girift özelliklere sahiptir. Bu zemin ayni zamanda, kadinlarimizin sosyal alana müdahale etmesinin, öznelesmesinin de altyapisidir. Aile, evlilik, çocuk, çalisma yasami, 3. sinif görülme durumu, geleneklerle çatismanin keskinligi, kültürel uyum sorunlari, yalnizlik, güvencesizlik… kadin çalismamizin ana konularini olusturmak zorundadir.

Bu konuda da dernekler temel çalisma araçlarimizdir. Derneklerde kurulacak kadin komisyonlari, siyasal ve sosyal yasamin her alanina ve sorununa müdahale edecek bir yetkinlige ulastirilmalidir. Kadinin her türlü kültürel-sosyal ihtiyacina yanit olabilecek, kadin kitlesini aktif özneler haline getirecek bir dernek kurumsallasmasi yaratilmalidir.

Konferansimiz, kadin çalismasi konusunda, temel mantik ve yaklasimimizi açimlayip içeriklendirecek yazili bir yönlendirmenin en kisa zamanda ortaya konulmasinin yani sira, yurtdisindaki göçmen kadinlarin gerçekligine ve sorunlarina iliskin kapsamli arastirmalarin örgütlenmesi ve dokümantasyon olusturmayi görev olarak belirlemistir.

Kürt dinamigi:
Biz Avrupa’da Kürtleri kitlesel olarak örgütleyemeyiz. Ancak Ulusal Hareketin yasadigi büyük ideolojik-siyasi-örgütsel tasfiyecilikten dolayi hayal kirikligina ugrayip geriye çekilmis, sosyalizm düsüncesine yakin duran unsurlara ulasmak bugün artik daha fazla geciktirilemeyecek zorunlu bir görev haline gelmistir. Konferansimiz, bugün arayis içinde bulunan Kürt yurtseverleri ve emekçileri içinde sosyalizm idealini canlandirmayi, bu ideali kaybetmemis ilerici, sosyalist kesimlere ulasmayi çalismamizin ihmal edilmemesi gereken eksenlerinden biri olarak belirlemistir.

Konferansimiz, bu alanda uzmanlasmis güçler yaratmayi öncelikli bir hedef olarak görmektedir. Bu uzmanlasmanin somut örgütsel ifadesi bir ‘Kürt Masasi’nin olusturulmasidir. Bu ‘masa’, Kürt dinamigi konusunda çokyönlü bir uzmanlasma yakalamis olan yurtdisindaki yoldaslarimizdan ve bize yakin güçlerden olusacaktir. Kürt dinamigi içindeki bütün gelismeleri yakindan izleyen, bu gelismeleri proleter sinif çizgisi ve komünist bir perspektif isiginda degerlendirip isleyen, bu konuda somut politika ve taktik önerilerinde ve üretiminde bulunan bu masanin en acil görevlerinden biri de, alanin hedef kitlesine dönük Kürtçe bir bültenin çikarilmasi olmalidir.

Alevi dinamigi:
DERNEKLER: Yurtdisindaki göçmen Türk ve Kürt nüfusunun azimsanmayacak bir bölümünü olusturan Aleviler bizim görüs alanimiza da girmektedir. Bu gerçege sirtimizi dönemeyiz. Aleviler içerisinde mevcut Alevi dernekleri ve onlarin yönetimindeki anlayislardan hosnutsuz, ilerici, antifasist dinamikler tasiyan özellikle de genç kusagi devrimcilestirmek ve sosyalizm davasina kazanmak, üzerinden atlanamayacak öneme sahiptir. Bugün artik çogu gericilesmis Alevi kitle örgütlerinde toplanan ama aradigini bulamayan bu kesimlere ulasmak için varolan Alevi dernekleri kullanilmalidir.

Enternasyonal iliskiler:
YD faaliyetimizin özel yogunlasma alanlarindan biri de enternasyonal iliskiler alani olacaktir. Önceki faaliyetlerimiz sirasinda bu, örgütümüzü gelisen uluslararasi harekete tanitmakla sinirli kalmistir. Küresellesme karsiti eylemlere sembol ve sloganlarimizla katilip, militan bir durus gösterilmis, bu konuda küçümsenmeyecek bir performans sergilenmistir. Ancak bu yönelim salt eylem kesitleri ve eylemlere katilimla sinirli kalmis; politik bir derinlesme saglanamamis, süreklilik kazanmis kurumsal iliskiler kurulamamistir.

Son iki yildir bu konuda daha bilinçli ve planli bir yönelime girilmis, ilk adimlar atilmistir. Konferansimiz, örgütümüzün önündeki parti insasi stratejik hedefiyle de iliskisi içinde bu altyapi ve birikim üzerinde yükselecek olan su somut hedefleri belirlemistir:

- Faaliyetimizin oldugu tüm ülkelerde sosyalist, antifasist, antikapitalist egilimler tasiyan güçlerle kurumsal iliskiye girmenin yöntem ve araçlari yaratilmalidir. Bu güçlerin nitelikleri, ideolojik, örgütsel durumlari ve tarihsel gelisme seyirleri, ML bir enternasyonalin temellerini atabilme anlayisiyla incelenmelidir.

- Balkanlar, Kafkaslar, Ortadogu cografyasini kapsayan bölgesel iliskiler agi yaratmanin olanaklari bulunup çikarilmalidir. Bu bölgelerde yakinlasabilecegimiz güçlerle uluslararasi-bölgesel sempozyumlar, vs. organize etmeyi hedefleyecektir.

- Sosyalizm ve geriye dönüsler üzerine arastirma yapacak bir enstitünün kurulmasi. Ilk elde bir uzmanlasma komisyonu olarak düsünülen bu enstitü, baslangiçta daha çok sosyalizmden geriye dönüslere iliskin bilgi, veri ve doküman toplamakla ise baslayacaktir.

- Altyapisi hazirlanmis olan “Enternasyonal Büro” en kisa zamanda kurumsal ve organsal bir islerlige kavusturulacaktir.

- “Uluslararasi Seçki” yayinina süreklilik kazandirilacaktir.

- En kisa zamanda yetkin bir TIKB sitesi kurulacaktir.

Cografi olarak temel çalisma alanlari:

(…)

Çalisma tarzi
- Organ temelinde isleyis esastir. Organlarin isletilmesinde ihlal suç olarak degerlendirilip, bu durumlarda tüzük ve yönetmelik diliyle konusulmaktan kaçinilmayacaktir.

- Altlarina dogru saçaklanma yaratmayan ve islevsel olmayan organlar feshedilecektir.

- Parti tarzi çalismanin temel yöntem ve araçlarindan biri olan yazili yönlendiricilik ve rapor sistemi asli çalisma yöntemi olacaktir.
- Tüm faaliyetlerimizde stratejik vizyon ve onun taktik örülüsü esasina göre belirlenmis güç yogunlasmasi yöntemi esas alinacaktir.

- Son iki yildir yapilmakta olan “Kadro egitim seminerleri” süreklilestirilecektir; YDK, en kisa zamanda bir program belirlemelidir. Bu çalismalar, hem görevlendirme hem de konularin seçimi ve islenmesi noktasinda güçlü bir kolektivizm temelinde organize edilmelidir. Seminer konulari sadece yukaridan degil, kadro ve alanlarin ihtiyaç ve talepleri gözetilerek belirlenmelidir.

- Konferansimiz, örgütün irade ve ruh birligini güçlendirip, ona daha derin bir bilinç ve gönüllülük kazandiracak bir örgütlenme modeli yaratmayi esas almistir. Bu modelin temel ayaklarindan birini de, ‘merkeziyetçilik-demokrasi’ iliskisinin yeni bir anlayisla kurulmasinda görmektedir. Bu felsefenin bir yansimasi olarak; sadece alt organlarin üst organlara rapor vermesini degil, üst organlarin da alt organlara düzenli hesap vermesini, yazili biçimlerle bilgilendirmesini, “bilginin demokratiklestirilmesi” perspektifiyle bu konuda son süreçte atilmis olan adimlarin güçlendirilip bunlara süreklilik kazandirilmasini prensip olarak kabul etmistir. YDK’nin önüne, her üç ayda bir ‘YD çalismasinin genel durumu, yapilanlar ve yapilamayanlarla birlikte bir sonraki 3 ayin somut hedeflerini’ içeren yazili bilgi notlari yayinlama görevini koymustur.

Kadro politikasi
Konferansimizin ana gündem maddelerinden birini ‘kadro politikasi’ olusturmustur. YD çalismamizin bugüne kadarki temel zayifliklarindan biri de, kayda deger bir kadrolasmanin yaratilamamasi, bunun da ötesinde bir kadro politikasinin olmamasidir. Bu durum YD faaliyetinin tarihsel evriminin dolaysiz bir sonucudur. YD faaliyetimizi yürüten yoldaslarin uzun süre ‘taraftarlik’ statüsünde tutulmalari, örgütün kadro ölçütlerinin ortaya çikan federatif çalismayla da birleserek, kadro ölçütlerinde akilalmaz bir sulanmaya neden olmustur. 3. Konferansimizla birlikte yapilan tüzüksel düzenleme, aliskanliklarin gücüyle dogru okunamamistir. Kisilere bagli federal çalisma tarzinin dogal sonucu olarak, çalismayi yürüten temel kadrolarin bireysel algilayis ve ölçütlerinin belirleyici oldugu, sekilsiz ve eksensiz bir “adam kazanma” anlayisi örgütün çizgisi ve degerleri temelinde bir kadrolasma anlayisinin önüne geçmistir. Örgüt kültür ve degerlerinden uzak bir kadro ‘politikasi’ yürütülmüstür. Kadro politikasi örgütün omurgasidir. Omurgadaki politikasizlik, örgütümüzün YD ayagini büyük ölçüde tahrip etmistir.

Konferansimiz, bu temel konuda tavizsiz olma zorunlulugunun altini çizmistir. Bugüne kadar “YD çalismasinin özgünlükleri” gerekçesiyle alabildigine sulandirilmis, yansimasini liberal, anarsist egilim ve pratiklerle ortaya koyan kadrosal sekillenmeye büyük bir noktanin konulduguna iliskin tam bir anlayis birligine ulasmistir. Avrupa ortaminda çubugun ilkeli ve tavizsiz durustan yana bükülmesi gerekliligini zorunluluk olarak belirlemistir. Özellikle örgütün omurgasini olusturan birimler ve kadrolar söz konusu oldugunda ilkeli ve tavizsiz bir durusun zorunlulugunun alti çizilirken, çepere dogru gidildikçe kitle çalismasinda da tersine alabildigine esnek olma gerekliligi belirlenmistir.

Konferansimiz, bu temel perspektif ve nitelik paradigmasi isiginda kadro politikamizin temel eksenini su esaslara baglamistir:

- Gelinen noktada örgüt kavraminin alabildigine sulandigi görülmektedir. Kadrosal ölçütlerimizin basina ‘örgüt çizgisi ve otoritesine bagliligi’ yazmak olmazsa olmazimizdir;

- Kitle örgütçülügünde beceri, belirlenen hedeflerle içeriklendirilmis kitle çalismasindaki performans bundan böyle temel kadro ölçütlerimizden biri olacaktir;

- Yasamin devrimci sosyalizme göre örgütlenmesi. Yasam tarzinin bilinçli ve içsellestirilmis sosyalist bir disiplin ve normlara göre sekillenmesi bir diger temel ölçümüz olacaktir;

- Yasamda emekçi olmak. Avrupa ortaminda, maalesef bizim saflarimizda da yaygin olan asalaklasmis, yari-lumpen yasam tarzi yerine, emek sürecinin bir parçasi olmayi komünist devrimci kimligimizin bir geregi olarak kavramak ve yasami buna göre örgütlemek bir diger kadro ölçütümüz olacaktir;

- Örgüte düzenli aidat vermek kadro olmanin temel gereklerinden biri olarak uygulanacaktir;

- Ideolojik-siyasal egitim ve yetkinlesmeyi dogal bir ihtiyaç ve aliskanlik haline getirmek kadrolarimizda aranacak bir baska özellik olacaktir;

- Çok yönlü donanim noktasinda örgütün hedef ve amaçlariyla bulusma çabasi içinde olmak. 21 yüzyilin kadrosu, bu yüzyilin gerektirdigi teknik donanim ve formasyonu dogal bir ihtiyaç haline getirip, kendisini bu ihtiyaçlar dogrultusunda niteliklendirebilen bir kadro olmak zorundadir; 21. yüzyila sosyalizmi yazma iddiasinda olan örgütümüz, kadrolarinda da bu iddianin gerektirdigi niteliksel donanimi temel bir kosul olarak arayacaktir.

Konferansimiz, belirledigi nitelik konseptine uygun bir kitle çalismasinin temel mantigini ve amaçlarini yeniden tanimlamistir. Öncelikle tüm güçlerimizin kitlelere ve kitle çalismasina yöneltilmeleri zorunlulugunun alti çizilmistir. Derneklerle sinirlanmis; güçlerimizin tüm vakitlerini oralarda tükettikleri, daraltici, köreltici ve adeta öldürücü bir ‘çalisma’ içinde geçirmeleri anlayisina kesinlikle bir son verilmesi karar altina alinmistir.

Öte yandan, kitle çalismasi adina, hedefi belli olmayan, kalabaliklar pesinde kosusturan, yüzer-gezer çalisma tarzindan çikip; örgütün amaçlari dogrultusunda nitelikli güçleri örgütlemeyi esas alan, gelis amaçlari ve vasifsizliklariyla ‘örgütün sirtina binmeye’ degil bilgi ve becerileriyle örgütsel faaliyeti omuzlamaya istekli güçlere dayanan, alanlarin nitelik ve olanaklariyla örgütsel ihtiyaçlari birlestirmeyi esas alan çalisma tarzina geçis yapilmasina isaret etmistir.

Konferansimiz bunun “kendini sinirlayan bir iddiasizlik” degil, gerçekte büyük bir iddia oldugunun altini çizmistir. Ayrica, tüm temel çalisma alanlarinda o alanlarin imkanlari, kadrosal ve niteliksel donanimiyla, ülkedeki alanlar arasinda sürekli bir etkilesim ve sinerji yaratacak bir iliskilendirmede bulunma gerekliligine isaret etmistir.

Konferansimiz, kitle çalismasinin temel araçlarindan dernekler ve yayin konusunu özel bir gündem maddesi olarak ele almistir.

Dernekler:
Konferansimiz varolan dernek anlayisi ve çalisma tarzinin miadini doldurdugu görüsündedir. Dernekler, örgütü kitlelere açan ve onu besleyen kurumlar olmaktan çikip, örgütün besledigi (kadrosal, mali) ‘kara delikler’e dönüsmüstür. Dernek faaliyeti, kitle çalismasinda araç olma misyonundan uzaklasip kendi basina amaçlasmaya baslamis, güçlerimizde bilinçsel bir tutsaklik yaratmistir. Bugünkü halleriyle, içlerinde olumluya evrilenler olmakla birlikte, asalak bir kültürün üretim merkezlerine dönüsmüs, vasifsiz yiginlarin toplasma alanlari haline gelmistir. Hukuki süreçlerine yardimci olacak, kalacak yer sorunu da dahil sorunlarina çözümler üretecek bir güç arayisindaki insanlara, deyim yerindeyse ‘hayir kurumu’ hizmeti sunulmustur. Ülkeden örgütün iradesi disinda gelenler konusunda ise; ‘kendini toplayarak mücadeleye akma niyetinde olanlarla, bizi kullanarak çekip gidecekler’ arasina sinir çekilememistir. Bunlarin ezici bir çogunlugu, örgütün çevre iliskilerini ve olanaklarini da kullanip, devrimin ve örgütümüzün prestijini de kirleterek çekip gitmislerdir. Derneklere devrime ve örgütümüze sempati duyarak gelen, belli bir kitleselligin yakalandigi kesitler ve kesimler de olmustur. Ne var ki bunlarla kurulan iliskilerde de, sinirli bir sosyal ihtiyacin, ‘aliciliga’ endeksli bir paylasimin ötesine geçilememistir.

Güçlerimizde örgüt bilincinin sulanmasinda, devrimciligi dernekçilikle özdeslestirmenin dolayimsiz etkisi vardir. Örgütsel isleyisteki temel bosluklar ve bu araçlarin güçlü bir politik çözümleme ve altyapi olusturmadan kullanilmaya kalkilmasi, bu sonucun dogmasinda belirleyici olmustur. Neden-sonuç diyalektigiyle düsünüldügünde, yürütülen faaliyet de sorunun derinlesmesi üzerinde etkili olmustur.

Konferansimiz, bu kurumlarin varolan anlayisla devam edemeyecegi konusunda tam bir kafa açikligi içerisindedir. Bundan sonraki dönemde, derneklerin örgütlenmesinde ve dernek çalismalarinda, her seyden önce “Kitle örgütleri devrimin kaldiraçlaridir” perspektifimize uygun hareket edilecektir. Bu anlayistan hareketle:

Bundan böyle derneklere ‘kendine yeterlilik’ ilkesiyle yaklasacagiz. Tüm mali ve teknik sorunlarini kendi olanaklariyla çözmeyen, faaliyeti içerisinden kendi kadrolarini dahi çikaramayan dernekler kurup-yasatmak anlamsizlasmistir.

Bu kurumlardaki faaliyetlerimizi kitle örgütü ruhuna uygun sekilde örgütleyecegiz. Bu, kitlelerin kendi kendini yönetme yetenegini gelistirme anlayisina dayanmaktadir. Bu anlayis isiginda, derneklerin örgütlenisinde ve isleyisinde taban inisiyatifi ve katilimini esas alacagiz. Dernek yönetimlerinin belirlenmesinde seçim sistemini kullanacagiz. Dernek yönetimi ve organlarinin istendigi takdirde üyelerin oylariyla görevden alinabilmesi uygulamasini yasama geçirecegiz. Dernek politikalarinin üyelerin ortak iradesi haline getirilmesi amaciyla egitime ve katilima özel bir önem verecegiz; bunun araçlarinin sürekli güçlendirip gelistirilmesi ilkesiyle çalisacagiz.

Derneklerin sadece belirli sosyal ihtiyaçlari karsilayan kurumlar olmaktan çikarilip, sosyal ve siyasal yasama müdahale eden kurumlara dönüstürülmesi faaliyetlerimizde belirleyici olacaktir. Göçmenlerle ilgili sorunlar, kadin ve gençligin güncel sorunlari eksenli kampanya türü çalismalari organize edebilen bir islevsellik ve toplumsallastirmayi esas alacagiz.

Bu kurumlarin öncelikli hedef kitlesi; kadinlar ve Avrupa’da yetisen 3. kusak gençlik olacaktir. Bundan sonraki dernek faaliyetlerinin politik-sosyal eksenlerinin belirlenmesi için bu kesimlerin özel bir incelemeyle çözümlenmesi gereklidir. YDK, bu iki kesimin özelliklerini, ihtiyaç ve beklentilerini ortaya çikaracak kapsamli bir alan taramasini en kisa zamanda örgütleyip sonuçlandirmakla yükümlü kilinmistir.

Gazete çalismasi:

(…)

Mali sorun:
Köklerini geçmisimizdeki darliklarimizdan alan bu sorun, bugün kriz haline gelmistir. Bu krizin bize bagli temel nedenlerinden biri de; bir bütün olarak güçlerimizin hep ‘yukaridan beklemeci’ bir kültürle sekillenmis olmasidir. Profesyonellik anlayisindan örgüt islerinin organizasyonuna kadar, mali anlamda köklesmis bir dissallastirma ve beklemecilik havasi mevcuttur.

Konferansimiz bu ‘kültür’ün üzerine gidilmesi, örgüt güçlerinde örgütün mali sorununun çözümünde özel bir duyarlilik yaratilmasi için yöntemler gelistirilmesi üzerinde durmustur. Profesyonellik anlayisindan yasamin üretim temelinde örgütlenmesine, kurulan tüm iliskilerde örgütün mali yönden de sahiplenme bilincinin yaratilmasindan bu konuda bir ‘çözüm gücü’ olabilme duyarliliginin yerlestirilmesine varana kadar, geçmis kültürümüz ve aliskanliklarimiz bütün yönleriyle asilmak zorundadir.

Düzenli aidat sistemi ve kurumlarimizin güçlerimizce finanse edilmesi bilincinin gelistirilmesi gerektigi karar altina alinmistir.

Konferansimiz, mali sorunun örgüt çapinda çözümünün tek adresinin YD olmadigininin altini çizmekle birlikte bugünkü kosullarda çözüm üretme sorumlulugunun agirlikli olarak YD örgütlenmemizin omuzlarinda oldugunu belirterek yurtdisindaki tüm güçlerimizi bu konuda duyarliliga davet etmistir.

* * *

GEÇMISIMIZ, BUGÜN VE GELECEGIMIZ BIR BÜTÜNDÜR! ÖNÜMÜZDE, GÜCÜNÜ GEÇMIS DEGER ve BIRIKIMLERIYLE GELECEGIN IDDIALI DURUSUNDAN ALAN ZORLU, BIR O KADAR DA GÜZEL ve ONURLU MÜCADELE GÜNLERI DURMAKTADIR!

TIKB 1. YD KONFERANSI, TÜM GÜÇLERIMIZI BU ONURUN BIR PARÇASI OLARAK ÖNÜMÜZE KOYDUGUMUZ HEDEFLERI GERÇEKLESTIRMEYE ÇAGIRMAKTADIR!

TIKB, YD 1. KONFERANSI, ÇESITLI NEDENLERLE GERIYE YA DA DISIMIZA DÜSMÜS TÜM ESKI ILISKI VE YOLDASLARIMIZI BU HEDEFLER DOGRULTUSUNDA BIZLERLE YENIDEN OMUZ OMUZA VERMEYE ÇAGIRMAKTADIR!

TIKB YD 1. KONFERANSI, YURTDISINDA YASAYAN TÜRKIYE VE KÜRDISTANLI TÜM ISÇI ve EMEKÇILERI, GENÇLERI ve KADINLARI YASAMIMIZI ANLAMLI KILACAK BU HEDEF ve IDEALLER DOGRULTUSUNDA BIRLIKTE MÜCADELEYE ÇAGIRMAKTADIR!

Hiç yorum yok: